No Flash? No Problem!


Anasayfa






 



                   07.07.70 doğumluyum… Rakamların ya da astronomik olarak doğduğumuz günlerin yaratılışımıza gerçekten etkisi var mıdır bilmiyorum ama doğum tarihimin oluşturduğu bu ender birleşim hayatımın geneli içinde bahsini edebileceğim değişik ve bir araya gelmesi zor tesadüfleri birbiri ardına eklemiştir. Yaratılışımda var olan ve en büyük şanslarımdan biri olarak da hissettiğim merak duygusu ile bu tesadüflerin hayatıma olumlu olan katkılarından keyif aldım.

 

                    Farklılık diyebileceğim, normal olanı reddetmek gibi değil, uyumsuzluk yerine var olanı başka bir düşünce biçimiyle değerlendirme ve buna engel olamadığınız bir içgüdüyle tutunma hali olarak tanımlayabilirim mesleğime olan bakışımı. Bitmeyen değişiklik beklentilerim, aynılığa olan tahammülsüzlüğüm, ilerisinde neler var merakım, yeni şeylerin yarattığı heyecan, öğrendiklerimin henüz yetersiz olduğu fikriyle daha başka şeyleri öğrenme isteğim mesleğimi benim için vazgeçilmez hale getiriyor. Enerjinizi insanlara geçirerek mutlu olduğunuzda,bu olumlu enerji bir çok insanıda olumlu etkiliyor.Benim için çok önemli.

                   

                    Bir turumda neredeyse 60 kişiyle aynı anda aynı enerjiyi yakalamamız, gezilerimizi anılarımızda kalıcı kılıyor. Herkes bulunduğumuz geziden, öğrendikleriyle, gördükleriyle, sohbetleriyle keyif almalı. Amaç bu…  Hayat karşımıza çıkardıklarıyla, içinde barındırdıklarıyla, insanlarıyla, sanatı, tarihi, eğlencesiyle bir bütün ve bende her yeni grubumla yeni her şeyin keyfini yaşıyorum.

 

                   Arabamla yaptığım bir yurtiçi seyahatinde bir sonraki benzinlikten alırım derken o benzinliğe bir türlü ulaşamamak sonucunda yolda kalan arabam için üzülmüyorum. Otostopla durdurduğum bir kamyon ve şoförüyle yaptığım yolculuk o ana dair yaşadıklarım hayatımın renklerindendir. Viyana’dan Prag’a gece saat 02:00 ‘de olan trenimin iptal edilmesiyle sabah 07:00 ‘ye kadar garda homeless tarzı yere serdiğim ceketimin üzerinde uyumaya çalışmak ve o anda etrafımda olanları gözlemlemek ya da Budapeşte’de St. Istvan’ın doğum yıldönümü adına parlemento binasının yeni ışıklarının Budapeşte gecesini nasıl harikalaştırdığını görmek , Kenya’da timsah eti yiyor olmak, Los Angeles’da limuzinle şehir turu yaptırmak, Meksika’da dans ediyor olmak, Hindistan’da çektiğim görüntülerin bir elektrik sorunu yüzünden silinmesi benim için Hindistan’a tekrar gitmek için bir neden yaratıyor olması gibi her şey aynı durduğumuz yer kadar sınırlı olan bakışımızın dışında neler olduğunu ve daha da ilerisini keşfetmek güdüsüdür.

 

                  Bir gezinin en güzel hali bulunduğunuz yer ile bütünleşmektir. Oraya ait gibi yaşamak, kendi kültürünü, yemeklerini, sanatını, eğlencesini, kısaca yaşam biçimlerinden tadıyor olmak, kendi dünyanızın dışındakilerini tanıma farklılığını keşfetmek harika deneyimler sunuyor. Her gittiğim yeni yere bu kadar kolay uyum sağlayabiliyor olma nedenim budur. Daha öncesinden yaptığım bu keşifleri beraber gezdiğim insanlarla paylaşıyor olmak da seyahatlerimizde her yaptığımızın en yüksek seviyede memnuniyet sağlamasına yardımcı oluyor. Her gittiğimiz yer ile ilgili “en iyi nedir ve nerdedir” sorusuna cevap verebilmek bizim mesleğimizin rutinini bozan, işi keyfe dönüştüren önemli bir noktadır. 

 

                  Almanya’da doğdum. Oralı ya da buralı olmanın bize ne olduğumuzu tanımlamasında bir faydası olduğu söylenebilir mutlaka ama dünyanın deviniminde daha önemlisi bir süre sonra dünyayı sizin nasıl algıladığınız ile ilgilidir. Avrupa’da yaşarken bireysel, toplumsal, sosyal karşılaştırmaları çok daha iyi yapabiliyor ve bu nesnellikle ben olmanın tanımını çok daha iyi kavrıyorsunuz. Avrupa’nın insanlarına sunduğu yaşam olanaklarından yararlanabilmiş olmaktan mutluluk duymakla beraber, ülkemin insana olan duyarlılığını, dost yaklaşımlarını her zaman özledim. Avrupa tarihinin şatafatlı hikâyelerinin yanı sıra kendi tarihimizin görkemi de beni çok etkiliyor. Avrupa’dayken bir Türk olmanın gururunu her zaman hissettim. Avrupa tarihini de kendi tarihimizi de iyi biliyor olmaktan dolayı gezilerimde her zaman Avrupa ve Türk tarihi karşılaştırmalarına değinirim. Biri diğerinden bağımsız şekillenmiş ülkeler tarihi yoktur ve özellikle tarihte birbirini izleyen olayların yarattıkları için kendi tarihimizin etkileri azımsanamayacak kadar çoktur. Dolayısıyla turlarımızda ülkeler tarihinin yanı sıra kendi tarihimizi de daha iyi anlıyoruz. Avrupa’da elimizde Türk bayrağı ile yürürken bundan gurur duyuyoruz…

 

                          Gezme ihtiyacı ya da yeni dünyalar keşfediyor olmayı istemek ve bunun için gerekli teorik bilgileri edinmek ile bu konuyu meslek haline getirmek başka şeylerdir. Toplu gezilerde organizasyon yapabilmek, bir gezi kitabının anlattıklarıyla yola çıkmak kadar kolay değildir. Gezilerimiz gerek bir amaca yönelik olsun gerekse yalnızca tatil yapma fikriyle yola çıkanlar için olsun belirli temel gereklilikleri yerine getirebiliyor olmalı. Bazen derneklerle, iş adamlarıyla, gazetecilerle, sivil toplum örgütleriyle, kurumsal firmalarla seyahat ediyorum. Her gezinin programlanması, gruba yönelik beklentilerin karşılanabilmesi için üzerime düşen sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirebilmek için 20 yıllık iş tecrübemin yanı sıra aldığım eğitimlerde çok önemlidir.

 

Beraber yeni ve keyifli geziler geçirmeyi dilerim…

Tasarım                      Alt Yapi Kodlama
Tanla Söylemez          ve             Creunet